Devlet Tiyatroları'nda Şok Zam! Sanat Halktan Koparılıyor Mu?
Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Devlet Tiyatroları'nda bilet fiyatlarına yapılan fahiş zamlar, sanat camiasında büyük tepkilere yol açtı. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde yapılan ve **%371'e varan** bu zamlar, tiyatroseverleri ve sanat emekçilerini derinden etkiledi. Peki, bu zamlar ne anlama geliyor? Devlet Tiyatroları gerçekten de "iktidara hizmet eden bir kurum" haline mi geldi?
## Zamlar Ne Anlama Geliyor?
Yapılan zamlarla birlikte, indirimli bilet fiyatları 120 TL'ye, tam bilet fiyatları ise 200 TL'ye yükseldi. Hatta bazı oyunlarda birinci kategori indirimli bilet fiyatı 520 TL'ye, tam bilet fiyatı ise 700 TL'ye kadar çıktı. Bu durum, tiyatroya erişimi zorlaştırırken, sanatın bir ayrıcalık haline gelmesine neden oluyor.
Tiyatro emekçisi Beste Begüm Yiğit, bu durumu şöyle değerlendiriyor:
> "Devlet Tiyatroları’na yapılan fahiş zam, kültürel alanın piyasalaştığı ve sanatın bir ayrıcalık haline getirildiğinin en güzel kanıtlarından biri."
Yiğit, zam kararının sadece ekonomik değil, aynı zamanda politik bir hamle olduğunu vurgulayarak, Devlet Tiyatroları'nın sanatı halka ulaştırma misyonunu yerine getirmediğini belirtiyor.
## Tiyatro Nereye Gidiyor?
Bu zamlarla birlikte Devlet Tiyatroları'nın geleceği tartışma konusu haline geldi. Sanatçılar ve tiyatroseverler, tiyatronun halka ulaşılabilir olmaktan çıkıp, belirli bir zümrenin ayrıcalığı haline gelmesinden endişe ediyor.
* **Sanatın piyasalaşması:** Yapılan zamlar, sanatın bir meta haline gelmesine ve sadece maddi gücü olanların erişebileceği bir lüks tüketim ürününe dönüşmesine neden olabilir.
* **İktidarın etkisi:** Devlet Tiyatroları'nın iktidara yakınlığı ve genel müdürün tutumu, kurumun bağımsızlığını ve eleştirel duruşunu zedeleyebilir.
* **Alternatif sahnelerin önemi:** Bağımsız ve alternatif tiyatroların desteklenmesi, sanatın çeşitliliğini ve özgürlüğünü korumak adına büyük önem taşıyor.
## Sonuç
Devlet Tiyatroları'na yapılan bu zamlar, sanatın geleceği ve toplumla ilişkisi üzerine önemli soruları gündeme getiriyor. Sanatın halka ulaşılabilir olması, toplumsal bilinçlenmenin ve eleştirel düşüncenin gelişmesi için hayati önem taşıyor. Bu nedenle, sanatın piyasalaşmasına ve iktidarın etkisine karşı durmak, alternatif ve bağımsız sahneleri desteklemek gerekiyor. Ancak bu şekilde, tiyatro gerçek anlamda halkın sesi olabilir ve toplumsal değişime katkıda bulunabilir. Sanatın sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda bir mücadele sahası olduğunu unutmamalıyız.
